Kader Çarkı’nın yüreğinde dünya ileri ve geri döner. Döndükçe parmakları güneş ışığını yakalar. Mit simgeleriyle işaretli, sessiz figürlerin gözlediği eski çark, zihni mevsimlere, değişimin sürekliliğine çağırır. Çarka binmek hem yükselişi hem inişi bilmektir, her zaman önce gelenin anısıyla. Her parmak bir yoldur, zihnin gözünde çizilir. Kenar, imkânın sınırıdır. Krallar yükselir ve düşer. Alçakgönüllü olan kendini yükselmiş bulur. Her şey harekettir, her şey dönmeye bağlıdır.
Semerkant’ta yazın en yüksek gününde tüccarlar öyle duru bir göğün altında toplanırdı ki dünya altüst olmuş, gökler üzerlerine dökülmüş gibi görünürdü. Orada çinili camilerin kubbeleri aynı ışıklı durgunluğu yakalardı, İpek Yolu’nun tozunun üstünde serin ve narin. Floransa’da, benzer göklerin altında, Rönesans ressamları tepedeki örtüyü hatırlatan boyalar için nadir taşlar öğütür, onları azizlerin ve Meryem’in giysilerine saklardı. Akdeniz’de balıkçılar teknelerinden yukarı bakar, aynı enginliği, fırtınaların geçip durgunluğun döneceği aynı vaadi görürdü. Her biri kendi dilinde, üstlerinde gerilen şeyin talihin lütfunun işareti olduğuna inanırdı. Değişen rüzgârlarla gelen ve giden bir kutsama.
Yüksek Alpler’de, uzun bir kıştan sonra bahar dönünce ilk centiyanlar son karı delerdi. Çiçekleri, talihin ve yenilenmenin küçük bir habercisiydi. Çobanlar rengin yayıldığını izler, çiçekler çoğaldıkça karların dönmeyeceğinden emin olurdu. Mevsimin dönüşü yapraklarda yazılıydı, tıpkı tepede yazılı olduğu gibi. Eski limanlarda camcılar günün duruluğunu işlerine hapsetmeye çalışır, ışığı yakalayıp tutan kaplar biçimlerdi. Çarşı tezgâhında kırılgan ve ışıklı. Ateşten ve kumdan doğan bu nesneler, bir geminin güvertesinden ya da yeni bir kentin basamaklarından görülen bir göğün anısını taşırdı. Her kap, talih için bir umuttu. Uçup gideni içine alma dileği, yükselen ve düşen her şeyin nişanesi.
Nadir hava günlerinde, fırtınalar ayrılıp hava arınmış gibi geldiğinde, yolcular dağ geçitlerinde ya da kent damlarında durur, üstlerindeki ani duruluğu solurdu. Bu göklerin altında şiirler ve dualar yazılır, değişim zamanlarında sağlamlık, çarkın yumuşak dönmesi dilenirdi. Tüccarlar aynı vaadi yankılamak için kumaşı ithal boyalara batırır, altından geçen herkes daha iyi talih bulsun diye kapı aralıklarına asardı. Çok elin değdiği kumaş, güvenli geçişin ve iyi başlangıçların işareti olurdu.
Bugün bir kişi açık göğün altında yürüyebilir. Tepedeki duruluk, değişimin çifte vaadini hatırlatsın. Sabah ışığını yakalamak ve uçup gidenin, bir an için de olsa, tutulabileceğini hatırlamak için pencerenin yanında küçük bir cam kâse bulundurabilirsiniz. Eski şiirleri, özellikle yolculuklarda ya da yabancı gök altında yazılmış olanları, sesli okumak, çarkı yumuşaklıkla dönmeye çağırır. Kapının yanına yol yorgun bir kumaş asmak ya da bir dala kurdele bağlamak, talihin hareketini, başladığı yere halka çizerek dönmesini gözetir.
Bugünün şans rengi soluk gök.
Lucky Color: Azure — #F0FFFFBir göğün vaadi, bir kabın kutsaması.
Çark lehinize dönsün.