Eski simgelerle oyulmuş ağır bir çark, oluğunda inatla durur. Sonraki dönüşten önceki sessiz duraklamada bir el uzanır. Gelecek olanı durdurma dileğiyle teni ürperir. Eski yazgılar aşağı bakar. Bakışları, sahnenin kenarlarını döşeyen perdenin kalın, kadife kıvrımlarında yakalanmıştır. Bu perde gezgin bir topluluğa aittir. Toz ve öykülerle yıpranmıştır. Kumaşı yılların dökülen şarabına ve tükürülen kana doymuştur. Talihin dönüşü bir nefes için tutulur. Olanak, olmuş olanla olabilecek olan arasındaki alacakaranlıkta takılır.
Çarkın altında yer serttir. Batı Hint Adaları’nda, fırtınaların oyduğu bir adada, kaçak biri bulabildiğiyle bir ev kurar. Toprak zengindir, ama aradığı dikenli dallara tutunan kabuklardır. Orak ay biçimli taneler, içleri keskin bir buruklukla. Bu kabuklar başka bir yerde sunu diye kullanılabilirdi. İkiye ayrılıp rom’a batırılır, kaderi yönlendirme umuduyla rüzgârın önüne saçılırdı. Burada ise havan ve tokmakla öğütülür, tadanların ellerini ve dudaklarını lekeleyen bir macuna karışır. Acı bir yiyecek, dilde ağır. Onu yemek küçük bir reddir. Dünyanın inişini yavaşlatmak için uzatılmış bir el.
Deniz yakındır. Fırtınalar birden yükselir, ağırlıklarını kıyıya fırlatır. Gök öyle kalın bulutlarla dolar ki evlerin çatılarına değiyor gibi görünürler. Yağmur öfkeli ve sert düşer, panjurlarda iz bırakır, eski liman kasabalarının dar oluklarında birikir. Fırtınalar geçince hava yoğundur, çadırdaki kadife perde kadar yakındır. Bu yerlerde yaşayanlar bellerine boyalı kumaş şeritleri düğümler, kuşaklara örer, bir işaret diye takar. Bir zamanlar bu, özgürlük, meydan okuma ve çarkın ivmesiyle çevrilmeyi reddetmek demekti. Kumaş serttir, elle dokunmuştur, baharat ve toz kokar.
Gölgeli ışıkta biri salonda bir sandığı cilalar. Odun akşamın kokusuna işlemiştir, özenli dokunuşlarının altında koyu ve parlak. İçinden eski sikkeler dökülür, uzak diyarlardan ticaretin anısıyla kabuk tutmuş. Bir zamanlar avuçtan avuca geçen sikkeler: çivit için, tütün için, leke bırakan kabuklar için. Mutfakta bir başkası tohumları küçük bir tencerede demler, tadın derinleşmesine bırakır. Tat madenidir, neredeyse ilaç gibi, yemek bittikten çok sonra da kalır. Sanki geçmişi bugüne kopmamış bir iple bağlar.
Bugün bu hareketleri yankılamak isterseniz geçmişi hatırlatan kabuklarla ya da tanelerle pişirebilir, kokularının evinizi doldurmasına bırakabilirsiniz. Bir an için bile olsa belinize bir kuşak düğümleyebilir ya da tahta bir hatırayı yavaş, yöntemli bir özenle cilalayabilirsiniz. Tohumları sıcak suda demleyebilir, acılığı tadabilir, dünyanın dönüşüne ara verenlerin, talihin fırtınasının gözünde sabit duranların sabrını hatırlayabilirsiniz.
Bugünün şans rengi bordo.
Lucky Color: Maroon — #800000Durun, toplayın ve dayananı tadın.
Bir anlık duruş öyküyü değiştirebilir.