Şafakta çitten koparılmış tek bir gül, gezginin elinde durur. Ne zırhtır ne yük; yolculuğun ilk nefesinde yakalanmış bir nişandır yalnızca. Topuğundaki küçük köpek sabah çimenini koklar, dünyanın açık kenarına genç yolcu kadar güvenir. Arkalarında tarlalar gecenin son serinliğiyle hâlâ gümüşlenmiştir. Önlerinde dik düşüş bekler, gevrek ve sessiz, henüz söylenmemiş bir söz gibi. Dünya yenidir ve hava, tatlı bir şeyin, henüz ele geçmemiş bir şeyin tadını tutar.
Gül gösteriş için değildir. Günün ilerlemesinden önce bir çocuğun toplayabileceği türdendir; çiy taçyapraklarına yapışmıştır. Köpek de görkemli bir hayvan değildir; tanıdık, hevesli, bir şey istemez. Bu ilk adımda Deli, yaşın ihtiyatıyla değil, sevice karşı henüz kendini kollamayı öğrenmemiş birinin açıklığıyla yürür. Manzara yumuşaktır. Yüksek çimenle ırmak kıyısı arasındaki kıvrımlarda yaban asmaları serbestçe uzanır; yazın meyvesi, serin, pürüzsüz ve kokulu, yaprakların arasında durur. Bu meyveden soluk ve tatlı bir dilim, omza asılmış sepetin içine, varış yeri belli olmayan bir kahvaltı için sıkıştırılmış olabilir.
Başka yerde, uzak vadilerde cam evler erken güneşin altında titreşir. Orada aynı yuvarlaklar elle toplanır, uzun tahta masalarda ayrılır; kokuları samanının hafif toprak kokusuna ve sıcakla gürültü yükselmeden yapılan işin sessiz uğultusuna karışır. Ticaret hep nazik olmuştur: söğüt ve huşla çevrili tarlalarda meyveyi büyütür, altındaki taşları gösterecek kadar berrak ırmak suyundan su alır. Kırsalı noktalayan küçük kasabalarda sabah pazarları kasaların takırtısı ve satıcıların sesiyle açılır. Tezgâhlar aynı meyvenin dilimlerini, yeni pişmiş ekmek yığınlarının ve ketene sarılmış peynirin yanında sunar; yolcular ve emekçiler için azık.
Eski anlatılar da vardır. Tepe manastırlarındaki keşişlerin sakladığı tomarlarda, bu meyveleri veren asmaların yetiştirilmesine dair notlar durur; nemleri ve sıcak, belirsiz günlerde bedeni tazeleme güçleri için değerli sayılırlardı. İpek yollarını geçen yolcular onları heybesine koyar, yabancı güneşlerin altında susuzluğa karşı bir siper ederdi. Ev bezi bile, mendiller ve önlükler, meyveyi ellemekten kalan silik, uçucu kokuyu kimi zaman taşırdı; bahçelerin, gölgenin ve yeni bir sabahın sessiz iyimserliğinin anısı.
Deli'nin durduğu kenardaki hava ne fırtınadır ne durgunluk; sisin kalktığı, dünyayı ince basamaklarla gösterdiği o nazik aralıktır. Hava yeni yıkanmış gibi gelir, ışık tarlaların ve meyvenin üstüne bir parıltı bırakır. Başlangıçların mümkün göründüğü, ileri adım atmanın yeterli olduğu bir andır.
Bugün bir mutfakta dolaşabilir, taze meyveyi bir tabağa dilimleyip sabah çayınızın yanına koyabilirsiniz. Kendi köpeğinizi gezdirebilir ya da bahçede ıslak çimenin üstünde yalınayak oyalanabilir, dünyanın tazeliği çevrenize sinsin. Bir pazara yakınsanız, serin tarlaların ve erken sabah hasadının anısını taşıyan ürünü seçin. Keten bir bezi açın ve ona sinmiş kokuyu içinize çekin; nazik ve lekesiz bir şeyin vaadini taşır.
Bugünün şans rengi kavun yeşili.
Lucky Color: HoneyDew — #F0FFF0Tatlılığı yeni başlangıçlara taşıyın. Gün açık, nazik ve vaat doludur.