Bir bahçede iki figür durur. Güneş yaprakların arasından yumuşak bir toprak parçasına düşer. Hava ılık, yumuşak ve ihtimalle doludur. Burada birbirine uzanmayı seçmek yazgı meselesi değildir. Orada olmak ve dikkat etmektir. Eller uzanır, bağları hem sessiz anlarda hem büyük anlarda, yeniden ve yeniden seçmekle kurulur. Çevrelerindeki bahçe diridir. Ayak altındaki taşlar kuşakların geçişiyle yıpranıp düzleşmiştir. Sınırları eski ahşap kafesler, sarmaşık kaplı alçak duvarlar ve yakındaki olgun meyvenin kokusu çizer. Dünya bu anda onları tutar. Asıl başlangıç ise paylaşılan bakışta ve ileri atılan adımdadır.
Arkalarında kıyıların hatırası durur. Suyun kenarı eski ticaretin izini taşır. Kimi koylarda dalgıçlar dalgaların altından küçük, dallı hazineler çıkarır. Bir zamanlar canlıydılar, denizde geçirdikleri süreyle sertleşmişlerdir. Parlatılır, boncuk ve kolye olur, âşıklar arasında söz nişanı olarak el değiştirir. Yüzyıllar boyunca Akdeniz’den uzak adaların kıyılarına taşınan armağanlardır. Yatak başı masalarındaki oymalı kutularda saklanır, bazen yemin edilirken avuçta tutulur. Kimi hikâyelerde bir balıkçının kızı, sevgilisinin dönüşünü alacakaranlıkta ufukta ararken böyle bir parçayı üzerinde taşırdı. Kimilerinde bir tüccar onu yüreğine yakın tutar, uzun yolculuklarla ayrılanların yazgılarını bağlayacağına inanırdı.
Başka yerde, doğudan ticaret rüzgârlarının estiği pazarlarda, denizden biçimlenmiş bu dallar kumaşın üzerine dizilir. Yanlarında eti tatlı ve mayhoş meyveler durur. Dilim dilim yenir, suyu parmakları boyar, yapışkan ve kokuludur. Mutfaklarda aşçılar onları geç yazın serin akşamlarında soslara ezer, tat dilde kalır. Çocuklar küçük hazineleri ipe dizer, sade kolyeler ya da bilezikler yapar. Edimin kendisi bir sevgi ritüeline dönüşür, dosta ya da kardeşe sunulan bir armağan olur. Bayram günlerinde bu süsler ışığı yakalar, aidiyetin ve özenin sessiz işaretidir.
Hava değişir, mevsimler de değişir. Yine de kimi yerlerde, yağmurlar gelmeden hemen önce gök karaya karşı alçakta yanıyor gibi durur, dünyayı tuhaf ve aydınlık bir sükûnete boğar. Karar saatidir bu. Açık konuşmanın, birlikte bir sığınağın altına girmenin ya da ılık yağmurun ilk damlalarında yürümeye cesaret etmenin saatidir. Pencereler içeriden ışır, fenerler yakılır, komşular alacakaranlıkta küçük tabaklar paylaşır. Tabaklar önceki pazarların meyveleri ve soslarıyla doludur, tuzlu havanın ve uzak kıyıların hatırası yemeğe sinmiş durur. Dürüst seçimlerin vaktidir. Masanın ya da eşiğin ötesine uzanıp önemli olan bağlara yeniden evet demenin vaktidir.
Bugün bir pencerenin yanında oturup kıymet verdiğiniz biri için küçük bir armağan dizebilir ya da akşam yemeğinde paylaşmak üzere tatlı bir meyve tabağı hazırlayabilirsiniz. Denizden bir nişanı, bir boncuğu, bir kolyeyi teninize değdirebilir, sessiz bir söz olarak taşıyabilirsiniz. Ya da bir yaz fırtınasının kıyısında bahçeye yürüyebilir, bir yoldaşın elini tutabilir, yağmurdan hemen önceki sessizliği dinleyebilirsiniz.
Bugünün şans rengi mercan.
Lucky Color: Coral — #FF7F50Kıyıdan kıyıya taşınan sessiz bir söz.
Seçerek yeniden başlayın.