Havuzun kenarında, derenin bir zamanlar çırpınıp uzak ışıkları yansıttığı yerde toprak çatlamıştır ve toz çizgilerde toplanır. Diz çöken kişinin niyetle bıraktığı iki testi durur; şimdi boş, ağızları kuru, karınları bir zamanlar taşıdıklarının anısıyla yankılanır. Tek yıldız tepede hâlâ pırıldar, sabit ve erişilmez, izliyormuş ama artık yaklaşamıyormuş gibi. Burada hava serin ve beklentilidir ve sessizliği yarım kalan şeylerin ağırlığı tutar.
Bir yayla kasabasında gün akşama erken düşer. Ocaktan çıkarılmış arduvazın eski çatıları birbirine yaslanır, yüzeyleri yılların yağmuru ve soğuğuyla pürtüklüdür. Aralarında hanların ve evlerin kapıları başka bir ayrımı işaretler ve bir yolcu durabilir, eli dağ kerestesinden yapılmış pürüzsüz bir tırabzana yaslı. Öykülerde arduvaz topraktan özenle çıkarılır, her parça yarılır ve biçimlenir; hem bir başlangıcı hem belli bir kesinliği işaretleyen emek. Burada arduvaz yalnızca havaya karşı bir kalkan değil, bir zamanlar vadileri oyan ırmakların, taşı yontarken şarkı söyleyen işçilerin anısıdır. Havuz çekilip kaplar boş durunca kalan bu sığınaktır; serin, katı ve dayanan.
Yukarıda alacakaranlık oyalanır. Kuzeyde fırtınalar toplanır, göğün üzerinde görünmez çizgilerle çekilir. Rüzgâr yaban kekiği ve ıslak kaya gibi bir koku getirir. Bulutların uzak tepelerin omuzlarına pelerin gibi özenle indiği akşamlar vardır. Bazı efsanelerde insanlar böyle geceleri bekler, eski dünyadan iletilerin fırtınanın kenarından geçtiğine inanır. Gök bir kapak olur ve umudunun sürüklendiğini hissedenler sessizliği dinleyip bekleme törenini hatırlayabilir. Bazen yağmur yavaş düşünce tedirgin bir sessizlik gelir; boş testilerin kemiklerini dolduran yüklü bir durgunluk. Umutsuzluk değil, bir değişimden önceki aradır.
Mutfakta eski bir bloktan oyulmuş bir havan rafta durur, ağırlığı sabrın tanığıdır. Burada otlar özenli bir elle öğütülür, acı bir koku salar. Ses ritmiktir, ısrarlıdır, suyun havuzun kenarında hareket edişini yankılar. Aşçı ataların işini hatırlar; kayalık tepelerden ödünç alan, hem alet hem sığınak biçimleyenler. Loşlukta havanı kenara koyar, su kıtken bile emeğin sürdüğünü bilerek.
Yaban yerlerde ardıç yere alçak yayılır, kökleri taşların arasında güçlü, taneleri dala sıkı tutunur. Çobanlar geçer, ceketleri sıkı çekilmiş, çizmeleri engebeli patikalarda tıkırdar. Rüzgârın yükselişini ve kayışını izler, arduvaz çıkıntılarının sığınağına ve fırtınaların, talihler gibi, her zaman hareket ettiğine güvenirler. Işık inceyken bir çoban durup havuzun kenarında oyalanan her neyse ona sessiz bir selam verebilir; belki kaplar yeniden dolunca dönme sözü.
Bu gece biri pencerenin yanına bir taş koyabilir, başıboş gök gürültüsüne karşı bir kalkan. Bir başkası sağlam bir çatının sığınağında sessiz oturabilir, yağmurun ilk uzak gürlemesini dinleyerek. Eski bir havanda birkaç kekik dalı öğütmek, kokunun kalmasına bırakmak yeter. Uyumadan önce biri boş bir kabın çizgilerini izleyebilir, yeniden suyla ağırlaşacağı günü hayal ederek.
Bugünün şans rengi koyu arduvaz mavisi.
Lucky Color: DarkSlateBlue — #483D8BSarsılmaz ufuk sonraki yağmuru bekler.
Sabır, kuruyan havuzun bıraktığı boşlukları doldurur.