Colors for the Fool

Bugünün şans rengi, tarottan

Bir kart çekin / Mahkeme

Mahkeme, bordo. Renk, ortadaki aynada belirir.

Bordo

ters · #800000

Kartın figürleri eşikte asılı kalır, toprak ile gök arasında. Meleğin çağrısı, yarım bırakılmış bir cümle gibi sahnenin üzerinde durur. Kimse kalkmaz, oysa çağrı açıktır. Diriler tabutların arasında oyalanır. Ayaklar pürtüklü yüzeyi kazır, eller anıların çevresinde kapalıdır. Cevap, her neyse, erişimin ötesinde bekler. Açığa çıkmanın vaadi tereddütle boğulur. Sanki dünyanın kendisi nefesini tutmuş, ileri kımıldamaya yanaşmıyor gibidir. Ayak altındaki zemin eski bir geminin güvertesi gibi gelir. Gıcırtı ve gölge. Tarihin kendisi tutuşunu gevşetmeyi reddeder gibi.

Bir yerde, tropiklerin derininde, denizin çoktan unutulmuş gemilerin leşlerini attığı bir kıyı uzanır. Orada bir tekne bir zamanlar karaya oturmuş, acımsı gelgitte çürümeye bırakılmıştır. Teknesi, baskıdan kaçanlara sığınak olmuştur. Sahilin ardındaki çalılığa karışarak özgürlük ilan eden insanlar. Zamanla ormandan ve terk edilmiş teknenin kendisinden toplanan keresteden küçük evler kurmuşlardır. Duvarlar fırtınaların izlerini ve sessizce gelenlerin, dünyanın sorularına karşılık vermeye yanaşmayanların hikâyelerini taşırdı. Bu yerleşimler dışarıdan görünmezdi. Yolları sık çalının içinde kıvrılır, kökler, gölgeler ve sessizlikle korunurdu. Akşamları ocak ateşlerinin dumanı havaya karışır, közün üzerinde yavaş yavaş kavrulan baklanın kokusuyla birleşirdi. Burada her gün uzar, her karar ertelenebilirdi. Gelecek, bir avuçta usulca tutulurdu.

Bu evlerin ardındaki bahçelerde bakla kapsülleri sağlam sarmaşıklarda olgunlaşır, güneş tepedeki yolunu izledikçe renkleri koyulaşırdı. Hasat yavaş ve bilinçliydi. Her kapsül elle toplanır, her tohum ayrılıp kurumaya serilirdi. Yağmurlar gelince halk içeri çekilir, omuzlarına pelerinler düşerdi. Kumaş kalın ve teselli ediciydi, toprağın armağanlarıyla boyanmış liflerden tezgâhlarda dokunmuştu. Bu giysiler cenazelerde, nöbetlerde, geçmişin ağırlaştığı gecelerde giyilirdi. Her kıvrım sabrı anlatırdı. Yapılacak tek şeyin beklemek olduğu zamanları.

Mit, geçmiş ile gelecek arasında kalanların dönüştüğünü anlatır. Ani bir aydınlanmayla değil, közleri kollayarak, rüzgârı dinleyerek ya da bulutların ağaç tepelerinin üstünde toplanışını izleyerek geçirilen günlerin kararlı birikimiyle. Fırtınadan önce hava çoğu kez durgundu, yakın ve sıcak, belki hiç gelmeyecek bir gök gürültüsü vaat ederdi. O sessizlikte insanlar küçük erteleme işleri yapardı: kapalı bırakılmış bir kapı, ertelenmiş bir yolculuk, soruya yarın dönme sözü. Sessizlik bir tür sığınak olurdu. Kaderin acele ettirmesine bir ret.

Bugün çağrıya karşılık vermekte isteksizseniz, sert ve koyu bir kahve demleyebilir, kokusunun odada kalmasına bırakabilirsiniz. Sahip olduğunuz en ağır şala ya da pelerine sarınabilir, pencerenin yanında oturup yağmurun geçmesini beklerken her kıvrımdaki teselliyi hissedebilirsiniz. Ya da geçen yılın hasadından bir tohum kapsülü çıkarıp avucunuzda yuvarlayabilir, her şeyin aynı anda olgunlaşmadığını kendinize hatırlatabilirsiniz.

Bugünün şans rengi bordo.
Lucky Color: Maroon — #800000Bırakın sabır omuzlarınıza yerleşsin. Yarın, bitmemiş cevaplara yer tutar.

Geri — Mahkeme