Kartın figürü bir elinde terazi, ötekinde kılıç tutar, ama bugün koltuk boştur. Terazi asılıdır. Bir yan taşlarla ağır, öteki nefes kadar hafif. Mahkeme salonunda sıralar tartışmaların anısıyla yankılanır, ama yargıcın iskemlesi serin ve kullanılmadan durur. Bir bekleyiş duygusu yayılır. Başlamış ama bitmemiş bir hukuki süreç, sanki hem kalem hem hüküm kayıp gitmiş, adaletin iskeletini sessizlikte boşta bırakmıştır.
Başka yerde dengenin yokluğu, yağmurdan sonraki manzarada yansır. Yamaca derin oyulmuş eski ocak, alçak, huzursuz bulutların süpürdüğü bir göğün altında yağmur suyuyla dolar. Şeyl parçaları kenarı döşer. Aşağıda kırık arduvaz levhalar terk edilmiş bir patikanın sınırını işaretler. Hava ıslak toprak ve taş kokusuyla ağırdır. Böyle günlerde rüzgâr dikili taşların arasından geçer, çözülmemiş anlaşmazlıkların, yapılıp sonra unutulan pazarlıkların öykülerini ima eder. Her çıkıntı, izli ve katmanlı, çatı ve ocak için kayanın çıkarıldığı bir zamanı hatırlar. Güvene ve şimdi gitmiş bir gözeticinin son sözüne kurulu zanaatlar.
Nemli bir mutfakta biri kullanılmış ama yıkanmamış tabakları istifler. Kenarları kaba, dünün yemeğiyle ağır. Ocağın üzerinde bir demir tava durur. Yağ izleri, bulutlu bir pencereden gelen soluk ışığı yakalar. Ocağın üstünde demirhaneden bir maşa çifti, sayfaları eksik bir defterin yanında asılıdır. İşlem satırları sütunun ortasında bırakılmıştır. Böyle bir evde rutin sendeler. Bakan başka yerdedir ve her eşya, amacı bir zamanlar neredeyse orada bırakılmıştır. İleri götürülmez, yerine konmaz.
Aynı duygu, alacakaranlıkta bir maden kasabasının dar sokaklarına yapışır. Hava keskinleşir. Arnavut kaldırımı kaygandır. Kepenkli pencereler sıcaklığı içeride tutar, ama dışarıda bir ürperti oturur. İşçilerin ceketleri, sağlam ve yıpranmış, kapı aralıklarındaki askılarda asılıdır. Cepleri makbuz parçaları, arduvaz kırıntıları ve gün doğumunu bekleyen bir zanaatın küçük aletleriyle ağırdır. Bacalar nefes verir, ama kimi evler duman çıkarmaz. Sokak köşelerinde bir arabanın tekerleği devrilmiş yatar. Demir kenarı gün ışığının son parçasını yakalar. Onu doğrultacak eller olmadan işlevin ihmale yenildiğinin hatırlatıcısı.
Böyle yerlerin ötesinde gök koyulaşır. Bir hava cephesi yaklaşır, yağmur vaadiyle ağır. Ufuk, tepelerin bulutlarla buluştuğu yerde bulanır. Manzara durgun bir geceye hazırlanır. Gök gürültüsü yoktur, yalnızca arduvaz çatıların çatlaklarında büyüyen yosunu ıslatan ve saçaklardan usulca damlayan inatçı bir çisele. Dünya nefesini tutar. Bir dönüşü, bir sözü ya da teraziyi yeniden düzene yatıracak bir eylemi bekler.
Bugün bir kişi ödünç bir aleti ait olduğu yere geri koyabilir ya da yarım bırakılmış bir sayfayı bitirerek ev defterini düzene sokabilir. Rüzgârı dinlemek için ocağın kenarına yürüyebilir, yapılmadan bırakılanı düşünebilir ya da bir tavanın demirini parlayana dek cilalayabilir, boşta olana amacını geri verebilir.
Bugünün şans rengi koyu arduvaz grisi.
Lucky Color: DarkSlateGray — #2F4F4FBekleyeni yerine koyun. İhmal edilmiş şeyler evlerinin yolunu bulsun.