Sabah mutfağında iki figür durur, hiçbiri diğerinin eline uzanmaz. Pencere açıktır. Hava yakındır, dün geceki fırtınadan sonra toprağın kokusuyla ağırdır. Masada bir elma, meyve kâsesinden düştüğü yerde durur, bir yanı berelenmiştir. Her biri diğerine camın ardından bakar gibi bakar. O kadar yakın, o kadar uzak. Dudaklarında biçimlenen sözler bile bitmeden erir gibi durur. Aralarındaki sessizlik kök salmış gibidir.
Eski kentlerde, kemerli köprülerin altında tüccarlar baharatları özenli yığınlar hâlinde sererdi. Tarçın kabuğu gizli mektuplar gibi kıvrılır, narın meyvesinin yanında yığılırdı. Kabuğu kalın, acı, altında imkânsız bir şey vaat eder. Kabuk başparmağın altında çatlar, yabancı pazarlarda tanıdık bir sestir. İçeride çekirdekler parlar, sıkı kümelenmiştir, ama her biri kendi bölmesinde kapalı ve diğerine değmeden durur. Çok önce, çarşıların alacakaranlığında âşıklar bir kiraz fıçısının yanında durur, birbirlerinin bakışıyla karşılaşmadan meyve seçerdi. Omuzları değinir, niyetleri okunamazdı.
Uzak dağ yamaçlarında bir asma taş çıkıntılarına dolanır, rüzgâra karşı sıkı tutunur. Salkımları ağır asılıdır, aylarca güneş ve ani donla biçimlenmiştir. Yaz sonunda çiftçiler bunları toplar, suyu tenlerinin çizgilerine sızarken elleri boyanır. Ateşin kıyısında meyveyi sıkarlar, sessiz ve kararlı. Hareketleri alışkındır ama hiç paylaşılmaz. Eski şarkılar ilk şarapların sevinçte değil özlemde yapıldığını anlatır. Bir kadeh doldurulur, birlikte hiç tadılmaz. Kap, eşiğe bırakılır. Veren gittikten sonra diğerinin bulacağı bir sunu.
Uzak kuzey ormanlarında bir geyik çalılığın içinden geçer, yağmurdan sonra mantarların çıktığı dökülmüş yaprakların yanında durur. Yosunun arasında bir sumak dalı böğrüne değer, kozalakları havayı toz gibi boyar. Bir zamanlar bir avcı iki hayvanın birbirinin çevresinde döndüğünü izledi. Hiçbiri yerini bırakmaz, alacakaranlık onları sarar. Bıçağının ağzını eski bir deri parçasına bastırdı. Elden ele geçmiş bir alet, sapı yılların kullanımıyla kararmış. Alet rafta bekler, onu yapan ellerin izini taşır, hiç tam yere inmeyen sözleri bekler.
Kimi geceler rüzgâr çölden eser, yere hiç ulaşmayan yağmurun vaadiyle yoğundur. Pancarı toprağın altında yatan tarlaların üzerinden geçer. Biçimleri gizlidir, tatlılıkları çıkarılana kadar bilinmez. Çiftlik evinde bir kavanoz reçel kiler rafında açılmadan durur. Mührü bozulmamıştır. Etiket solmuştur, ama tarih hâlâ seçilir. Birinin tadın paylaşılacağını umduğu bir yıl. Kavanoz sessizliğinde inatla bekler, söylemekten korktuğu bir sırrı tutuyor gibidir.
Bugün bir çekirdeği parmaklarınızın arasında sıkabilir, suyunun teninizi boyamasına bırakabilirsiniz. Yanınızda biri uzanır mı diye bir kâseye kiraz dizebilirsiniz. Eşiğe küçük bir armağan bırakmayı ya da bir başkasına ait bir aleti elinize almayı, sapının onların elleriyle düzleşmiş tutuşunu hissetmeyi düşünebilirsiniz.
Bugünün şans rengi koyu kırmızı.
Lucky Color: DarkRed — #8B0000Neyi açığa çıkaracağınızı ve neyi beklemeye bırakacağınızı seçin.
Söylenmemiş bir jest günü yine de biçimleyebilir.